Muğla’nın Milas ilçesindeki Boğaziçi-Bargilya Kuş Cenneti’nde TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Dünya Kupası’na katılan Milli futbolculara da vermeyi vaat ettiği lüks konut projesine karşı çevre örgütleri, bilim insanları ve yöre halkı bölgede eylem yaptı. Bargilya SOS Paydaşları’nın çağrısıyla Muğla Çevre Platformu, Latmos Platformu, Güllük Çevre Koruma Derneği ve Bodrum Yurttaş İnisiyatifi üyeleri bölgede bir araya geldi.
Yazarımız emekli Büyükelçi Ahmet Süha Umar’ın da destek verdiği basın açıklamasında toplam 4 bin villalık proje için gerekli izinlerin alındığını söyleyen Hacıosmanoğlu’na tepki gösterildi. Sık sık “Havama, Doğama, Suyuma Dokunma” ve “Bargilya rant sahası değildir” sloganları atıldı.

“BARGİLYA KUŞ CENNETİ BOŞ ARSA DEĞİLDİR”
Çevre örgütleri adına açıklamayı okuyan Selahattin Aydın, Boğaziçi-Bargilya Kuş Cenneti’nin “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan”, “Kesin Korunacak Hassas Alan”, “Önemli Kuş Alanı” ve “1. Derece Arkeolojik SİT” statüsünde olduğunu vurguladı.
Bölgenin 178 çeşit bitki, 14 balık, 10 sürüngen, 9 memeli ve flamingo türü olmak üzere, ak pelikan, poyraz, martı, ördek, balıkçıllar, cılıbıtlar, sumrular gibi, kış aylarında sayıları binleri bulan 197 kuş türüne ev sahipliği yaptığına dikkat çeken Aydın, “Ekolojik açıdan son derece hassas ve korunması gereken bu ortak mirası ve bu kadim coğrafyanın köklerini bir beton rantına kurban vermemektir. Bargilya Kuş Cenneti, her arkasına gücü alanın ‘ben istedim oldu’ keyfiyle kasaba büyüklüğündeki ‘golf alanı’nda, avm’ler, 4 bin konut, 5 otel için beton bloklar dikebileceği boş bir arsa değildir! Burası nefes alan, can veren, yaşayan, kimlik oluşturan kadim bir yaşam alanıdır. Ve bizler böylesi hassas bir yaşamın kalbine hançer saplanmasına izin vermeyeceğiz. Villaların yapılacağı söylenen alanın içinde “1. Derece Arkeolojik SİT” Alanı olan “Cindye Antik Kenti”ne ait kalıntılar ile etkileşimde olduğu “Bargilya Antik Kenti”nin bulunması nedeniyle de kesin korunacak hassas alanların başında geliyor. Tek bir çivinin dahi çakılması ve toprağın yapısının bozulması ‘yasak’ olmasına rağmen buraya lüks villalardan oluşan devasa bir kasaba kondurulmak isteniyor. Bu projeyi sadece ekolojik ve tarihî cinayet olarak görmek de yetmez. Bu proje bir akıl tutulmasıdır. Yargının yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen ‘sırtları sıvazlanan ve kollanan proje sahipleri’ arkadan dolanmayı, ÇED raporlarını revize edip yeniden sunmayı, hukukun boşluklarından faydalanmayı alışkanlık haline getirdiler. Şu an yürütülen süreç tamamen bir oldu bitti gayretidir. İsyanımız tam olarak bu talanadır, bu adaletsizliğedir! Yani çileyi, susuzluğu, çevre kirliliğini, kimliksizliği ve doğa katliamını bu yörenin insanı ve o masum canlılar çekecek; sefasını ise dışarıdan gelen bir avuç imtiyazlı sürecek. Bizler bu toprakların koruyucusu, kuşlar ise bu lagünün asıl özneleridir. Ne feda edecek tek bir damla su, ne kirlenmesine göz yumacak bir karış toprak, ne beton altında bırakılacak bir tarih, ne de gökyüzünden koparılacak tek bir kuş var. Boğaziçi-Bargilya Sulak Alanı tüm canlılarındır, yaşamdır, kimliktir. Haklarını kimse gasp edemez” dedi.
UMAR: ANAYASAL HAKKIMIZI KULLANACAĞIZ

