Bu Yaz Sıcak Hava Dalgalarıyla Boğuşacağız

Bu Yaz Sıcak Hava Dalgalarıyla Boğuşacağız

Yusuf Arslan
31 Mayıs 2026

Türkiye genelinde yılın ilk aylarında gözlemlenen ve mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yaz dönemi boyunca da devam etmesi bekleniyor. TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası İzmir İl Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından Mayıs 2026 sonu ve Haziran başı için yayımlanan aylık tahmin haritalarına dayanarak, Kıyı Ege ve Marmara’nın batısında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde kalacağını belirtti.

Yüksel, Türkiye genelinde 2026’nın ilk aylarında sıcaklıkların çoğunlukla mevsim normallerinin üstünde seyrettiğini ifade ederek, “Türkiye ve İzmir’de ısınma eğilimi devam ediyor. Yaz aylarında da bu durumun süreceği ve sıcak hava dalgalarının yaşanacağı öngörülüyor. Geçtiğimiz yıl karşılaştığımız ekstrem sıcaklıkların benzerinin bu yaz da yaşanma olasılığı var” dedi.

REKOR SICAKLIK TEHLİKESİ

Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye ve İzmir’de sıcaklıkların özellikle batı bölgelerinde mevsim normallerinin 1 ila 3 derece üzerinde olduğunu aktaran Yüksel, “MGM’nin son tahminlerine göre Marmara ve Ege bölgeleri, iç kesimlere kıyasla daha sıcak bir dönem geçiriyor. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları için yapılan projeksiyonlar, küresel ısınma eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. 2026, sanayi öncesi dönemin 1,4 derece üzerinde bir sıcaklıkla tarihin en sıcak yıllarından biri olma potansiyeline sahip. İzmir’de geçtiğimiz yıl gördüğümüz 44-45 derece gibi ekstrem sıcaklıkların bu yıl da yaşanabileceği, yüksek basınç sistemlerinin durumuna bağlı olarak değerlendirilebilir. Son yıllarda daha sık yaşanan sıcak hava dalgaları ve uzun süreli yüksek basınç sistemleri, iklim modellerinin daha sıcak ve kurak geçiş ihtimalini artırdığını gösteriyor” diye ekledi.

AŞIRI YAĞIŞLARIN YETERSİZ ETKİSİ

Yüksel, yılın ilk üç ayında özellikle Ocak ve Şubat aylarında İzmir’e düşen yoğun yağışların meteorolojik kuraklık açısından olumlu, ancak hidrolojik kuraklık açısından yeterli olmadığını vurgulayarak, “Yağışların yoğun bir şekilde düşmesi, suyun toprağa süzülmeden yüzeysel akışa geçmesine ve barajlarda bulanıklığa neden oldu. Kısa süreli aşırı yağışlar, son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının etkisiyle erozyonu artırdı” ifadelerini kullandı.

SU KRİZİNE KALICI ÇÖZÜMLER GEREKİYOR

İlk üç ayda normalin üzerinde düşen yağışların su stresini azalttığını belirten Yüksel, “Ancak bu durum yer altı rezervlerine aynı ölçüde katkı sağlamadı. Geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı su çekimi nedeniyle 300-400 metre derin akiferlere kadar inilmesi gerekti. Son iki yıldaki kuraklığın yarattığı hidrolojik açığın, kış aylarında gerçekleşen yüksek yağışlarla kapanmış olmasına rağmen, yer altı su rezervlerinin iyi duruma gelmesi uzun yıllar meteorolojik kuraklık yaşanmamasına bağlı. Günlük hayatımızı olumsuz etkileyecek kesintiler yaşamamak için bireysel ve kentsel düzeyde stratejiler geliştirmek hayati önem taşıyor. Su şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının azaltılması, Ege Bölgesi’nde vahşi sulamadan vazgeçilerek damlama sulama sistemlerine geçiş yapılması gerekiyor. Ayrıca evsel su tasarrufu, gri su geri kazanım sistemlerinin teşvik edilmesi ve yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması şart” şeklinde konuştu.

Yazar: Yusuf Arslan

Author: Murat Doğan